9 Mart 2026 Pazartesi

Mona Lisa Smile - Mart Ayı Filmleri #1:

There is more than one way to live a life.” – Katherine Watson

Mart ayı film ve diziler açısından oldukça üretken geçiyor. Şimdiye kadar neredeyse beş film izledim. Bunların içinde Mona Lisa Smile bloga yazılmayı kesinlikle hak kazandı. Huzurlarınızda…

Başrolünde Julia Roberts’ın olduğu bir filmin zarafetini zaten tahmin etmelisiniz. Film, 1953 yılında Amerika’nın seçkin okullarından biri olan Wellesley College’da geçiyor. Resim tarihi üzerine dersler veren Bayan Watson, yenilikçi düşüncelere sahip, dönemin kalıplarına kısmen kafa tutan bir öğretmen.

Film aslında oldukça basit ama güçlü bir soruyu soruyor: Bir kadının hayatındaki “doğru” nedir ve bunu kim belirler?

Estetik yüzey:Film bağırmıyor; pastel tonlarda ilerliyor. İnci kolyeler, özenle yapılmış saçlar ve kusursuz görünen bir düzen… Ancak bu mükemmelliğin altında kadınlar seçim yapmak zorundalar.

Belki de mesele doğru yolu bulmak değil, kendi yolunu seçebilmek.

Mart ayı için bir film daha yazmak istiyorum. Oda cok yorumlanası.

İyi martlar.

6 Mart 2026 Cuma

Selam !

Gökyüzünde dolunay varken, Merkür retrodayken… Eski defterleri açmanın tam zamanı değil mi? Hala blog okuyan siz değerli okuyan yapay estetikten arındırılmış gerçeğin ta kendisisiniz kutlarım 
Görüşmek dileğiyle.. 

27 Mart 2015 Cuma

Minik dokunuşlar

Blog yazmak evcilik oyunu gibi keza hayal gücünü kullanarak yarattığın pojelerde öyle
Geçiyorsun bilgisayar karşısına tüm dünya bitiyor ve senin dünyan başlıyor:)
Kafanda belirlediğin fikirler(ki en keyfii kısmı !) yavaş yavaş senin dünyanda şekilleniyor, yoğuruluyor ve son aşama blog fırınına giriyor. ve Ortaya çıkan şey senin eserin :)
Bazen yaptığım projelere durup durup bakar çocuk gibi sevinirim:)
Evin her yanında ya da giydiğim kıyafetlerde benden bir şeyler görmek çok keyif verici
Keşke daha çok vakit ayırabilsem bloga:(
Neyse gelelim şu bizim meseleyee
Artık bişeyler alırken acaba neresiyle oynasam neresine ne katsam diye düşünüp durmak benim için bi alışkanlık haline geldi:)Örneğin şu altta gördüğünüz ayakkabıyı;

biraz daha kişiselleştirmek için kemerimdeki aparattan yararlandım.Aparat kısmını kemerden ayırarak ayakkabının ön kısmına yapıştırdım Sonrada bayıla bayıla giydim:)

Her şey tek bir amaç için kullanılmayı haketmiyor.
Bayy 

23 Şubat 2015 Pazartesi

başlıksız

Ne acılar gelip geçiyor

Kimisi bedene dokunarak kimisi kalbe dokunarak kimiside Can'a dokunarak.

Baki değil elbet hiçbir şey 

Toplandın sanıyorsun güçlendin sanıyorsun ne yazıkki en ufak sillede parçaların dağılıyor yapboz misali

Gittiği yere kadar ya da götürebildiğin yere kadar.

İte kaka düşe kalka hayat!
 

 


23 Ocak 2015 Cuma

Umud

~ ~Ne keyifli,ne iç açıcı bir kare değil mi?

~ ~ Yazmak istediğim çok şey var lakin yüreğimden dökülemiyor cümleler.

~ ~Şu anda şu vakitte kimin ne sıkıntısı,derdi,tasası varsa bir an önce herkesin huzura mutluluğa ermesini diliyorum.
~ ~Güzel günler yakınımızdadır elbet.
~ ~Hafta sonunuz 'mutlu kareler' tadında geçsin efendim.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Geçen hafta

~ ~Bu aralar neler mi yapıyorum?
~ ~Fasıl dinliyorum,eski İstanbul fasıllarını
ve düşünüyorum, çok yanlış bir zaman diliminde dünyaya gelmişim.


~ ~Haplar, antibiyotikler sırdaşım, akan burun, boru gibi ses ve beynime beynime işleyen migren yoldaşım olmuş.
ve çok şükür ki dermansız çaresiz bir hastalığım yok.Çok şükür ki elim ayağım kolum yerinde 
Çok şükür, bin şükür.
Allah kimseye dermansız hastalık vermesin.


~ ~Karlı yollardan geçiyorum.Biraz alışveriş yapıyorum.Biraz geziyorum
Sonra bu karda kışta hastalıkları,soğukları,mikropları toplayıp eve dönüyorum
ve çok şükür ki sığınacak bir evim var.


                                                                (Anneanne kapısı.)
~ ~Hayata dair küçük ayrıntıları fotoğraflıyorum.Amatörde olsa bunlar benim için hep yaşanmışlık.
~ ~Soba yanıyor ve ben huzuru hissediyorum.Huzurun ne olduğunu hatırlıyorum.



~ ~Ders çalışmaya çalışıyorum.Zaten isteksiz olan ben hastalığı bahane edip yine çalışmıyorum.


~ ~Özlüyorum, hissediyorum, yazıyorum, karalıyorum.Bazen cümlelerim yarım kalıyor, toparlayamıyorum.
Konuşmaktan korktuğum gibi yazmaktan da korkuyorum.
Hayal kuruyorum, düşlüyorum.
'Olsaydı' diyorum, olsaydı ne olurdu diye düşünüyorum
Sonra bir teslimoluş gibi içinde inanç besleyen bir kelime dökülüveriyor dudaklarımdan 'HAYIRLISI'